Kılıçdaroğlu: Erdoğan ile asker anlaştı
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu TSK tarafından 27 Nisan'da verilen e-muhtıranın AKP'nin oyunu artırmak için planlandığını söyledi
28 Temmuz 2010 22:54
CHP lideri Kılıçdaroğlu, Dolmabahçe görüşmesinin ardından Yaşar Büyükanıt'la Tayip Erdoğan'ın işbirliği yaptığını ileri sürdü.
Kılıçdaroğlu, "Geçen pazar gecesi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un yaptığı görüşmenin ve bunun ardından Başbakan’ın Adalet Bakanı ile bir araya geldiğinin" hatırlatılması üzerine, "Görüşme, sıradan, olağan bir görüşme değil" dedi.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: "Gecenin ilerleyen saatlerinde böyle bir görüşmenin yapılması, uzun sürmesi, Sayın Başbakan’ın Adalet Bakanı’nı Ankara’ya çağırması. Aslında olay bir siyasal davanın ortaya çıkardığı bir tablodur. Bu siyasal davanın savcısı biliyorsunuz, siyasal kişiliği olan, yani Sayın Başbakan, ’savcısıyım ben bu davanın’ dedi ve davayı otomatikman siyasallaştırdı.
Örneğin emekli bir orgeneral hakkında yeniden tutuklama kararı çıkıyor. Bu kişi diyor ki, ’evet gidip ben teslim olacağım’ daha 7 günlük itiraz hakkı var ama teslim olmaya giderken siz havaalanında yakalıyorsunuz, hoyratça davranıyorsunuz ve gözaltına alıyorsunuz. Görevde olan generaller var, bunlar şu anda terörle uğraşıyorlar, terörle mücadele ediyorlar, siz bunlar hakkında tutuklama kararı veriyorsunuz ve ilk duruşmayı aralık ayına veriyorsunuz. Bunun çağdaş hukukla, insan haklarıyla ne ilgisi vardır. Bunlar kaçmıyorlar, tam tersine görevlerinin başında ve terörle mücadele ediyorlar."
Kılıçdaroğlu, yargının siyasallaştırılması halinde siyasal iktidarın zor durumda kalacağını ifade ederek, "Türkiye bunun çok örneklerini gördü. Sayın Başbakan idam edilen gençler için ağlıyor ama o mahkemelerin siyasallaştığını herkes biliyordu. Geriye dönüp baktığımız zaman o davalar bugün görülseydi hiçbiri idam edilmeyecekti" dedi.
"Türkiye’de bugün artık yargı tamamen siyasallaşmış mıdır? Bu konudaki görüşünüz nedir" sorusuna ise Kılıçdaroğlu, şu yanıtı verdi: "Tamamen değil, önce altını çizeyim birinci nokta şu, Sayın Başbakan’ın konumuna düşmek istemem. Sayın Başbakan çıktı ve bir mahkemenin verdiği karar nedeniyle bütün yargıyı suçladı ve dedi ki, ’Türkiye’de yargı güven kaybetmiştir.’ Bu ne demektir, bütün yargıya ben güvenmiyorum demektir. Ben bütün yargı siyasallaştırılmıştır demiyorum ama bu olaya bakan yargıç görevinden ayrılırken, ’üzerimde kurumsal baskı var’ dediği zaman ve görevinden ayrıldığı zaman hiç kimse, medyayı da burada suçluyorum kusura bakmayın, dönüp o yargıca, ’bu kurumsal baskıyı size kim yaptı’ diye sormadı.
O kurumsal baskıyı yargının üzerine herhalde muhalefet yapmadı, herhalde medya yapmadı. Kim yaptı o kurumsal baskıyı? Siz ısrarla diyorsunuz ki, bu davaya bu yargıç bakacaktır. Bu ne demektir, bu yargıç benim adamım demektir. Bu noktaya yargıcı taşırsanız ve bunu söyleyen de bir siyasal kişi ise o dava otomatikman siyasallaşır. İşin özünde yatan budur. Bu dava tümüyle siyasaldır."
Bir orduyu ordu yapanın silah değil, moral değerler olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, AK Parti’nin "Orduyu nasıl yıpratırım" diye yola çıktığını öne sürdü.
Kılıçdaroğlu, "Birbirleri ile yaşamları boyunca bir araya gelmeyen, düşünceleri de örtüşmeyen her olayı getirip bir işin içine katarsanız, orayı bir çorbaya döndürürseniz, içinden çıkılmaz bir noktaya taşırsınız. Bu süreç içinden çıkılmaz noktaya geldi ve bilinçli olarak getirildi. Çünkü insanlar ne kadar içerde kalırlarsa o kadar cezalandırılacaklar" dedi.
Ordunun belli güçler tarafından yeniden dizayn edilmek istendiğini iddia eden Kılıçdaroğlu, "Belli kişilerin önlerinin kesilmesinin, belli kişilerin terfi etmemesinin yolu kullanılıyor. Bu yöntemde sanki hükümetin dışındaymış gibi bir hava yaratılıp aslında hükümetin de içinde olduğu bir politika izleniyor" diye konuştu.
-"E-MUHTIRA"-
"e-muhtırayı" Türk Silahlı Kuvvetleri’nin internet sitesine koyan komutanın, "Bunu ben yazdım" dediğini ve bunun yasalara göre suç olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
"Siz gidiyorsunuz bu komutanla kanka oluyorsunuz, gizli görüşüyorsunuz. Ne Genelkurmay’ın ne de devletin arşivlerinde bu görüşmenin içeriği ile ilgili hiçbir bilgi yok. İkisi de diyor ki, ’biz öldükten sonra mezara gidecek, kimse bu sırrımızı bilmeyecek.’ Ben darbe yapmaya kalkacağım, e-muhtırayı koyacağım, Başbakan ile oturacağım, sohbet edeceğim. Gizli sırlarımız neyse paylaşacaklar ve ben emekli olduktan sonra benim altıma çok pahalı zırhlı araç alınacak ve ben ödüllendirileceğim. Siz eğer darbelere karşı samimiyseniz niye sorgulamıyorsunuz? Üstelik zaman aşımına da uğramadı. Görev yargının olur mu? Niye suç duyurusunda bulunmuyor. Elinden tutan mı var? Çıksın, ’Bu davanın da savcısı benim’ desin. Diyemez. Çünkü o e-muhtıra AKP’nin tekrar iktidara gelmesi için konmuştur oraya, mağdur edebiyatı için konmuştur oraya. Sayın Büyükanıt ile Sayın Erdoğan işbirliği yapmıştır o olayda. Çıksınlar, ’biz işbirliği yaptık’ desinler. Darbenin arkasına sığınıp mağdur edebiyatı yapacaksınız, e-muhtırayı verenleri ödüllendireceksiniz, onlara hiçbir şey söylemeyeceksiniz."
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Dolmabahçe’de yapılan görüşme hakkında konuşması gerektiğini öne süren Kılıçdaroğlu, "Halkından gizli, kapalı kapılar ardında yapılan görüşmeler devletin arşivine yansımıyorsa orada çıkar işbirliği vardır. O çıkar işbirliği ikisinin arasındadır. Çıkar işbirliğini açıklasınlar, biz de öğrenelim" dedi.
Bu haber 218 defa okundu.