Siz hiç büyük şehrin göbeğinde, cadde üstünde, kamyona doldurulmuş koçların aynı kamyonun bir köşesinde kesilip kapışılırcasına satıldığını gördünüz mü? Siz hiç köyde kesilip çuval içine koyulup İstanbul’un varoş sokaklarında, kahvehanelerde gizlice satıldığına tanık oldunuz mu? İlkel koşullarda kesilip soruşturulmadan alınıp tüketilen etin neden bu şekilde satıldığını kendimize sorduk mu?
Soramazsınız biliyorum… Soramazsınız çünkü, gerçekle yüzleşemezsiniz. Gerçekle yüzleşmek çoğumuz için zordur bazılarımız için imkansızdır.
Siz hiç özellikle sonbahar aylarında Gerze- İstanbul otobüslerinin bagajlarının tıka basa gıdalarla doldurulduğunu gördünüz mü? Bunu tabii ki görmüşsünüzdür. O halde neden diye sorduk mu? Sormadık, sorgulamadık. Aldık ve tükettik. Çünkü onlar Sinop’tan geliyordu. Onun için bir sorun yoktu tüketilebilirdi. Hep böyle düşündük ve hep böyle düşünüyoruz.
Ey Sinoplu!.. Sen yüz bin kentlin yüz bin köylünle Türkiye’nin en şanslı ilindensin. Senin buradan gönderdiklerin İstanbul’un belli varoşlarında yaşamaktalar ve onlar buradan gidecek gıdaları almak için can atmaktadırlar.
Sinop ve ilçeleri kırsalında ürettiğimiz et ve süt ürünlerini( pastörize süt, peynir çeşitleri, yoğurt vs.) İstanbul’daki gurbetçilerimize pazarlamak görevimiz olmalıdır. Oluşturacağımız Sinop Pazarları organizasyonu ile et ve süt ürünlerini gurbetçilerimize satalım. Onlara sağlıklı ve organik gıdalar sunalım. Sinop’un değişimini ve kalkınmasını sağlayalım.
Ey Sinoplu!.. Şimdilerde senin geri kalmışlığından ve işsizliğinden faydalanmaya çalışan sadece kazanç peşine düşmüş, çevre ve insan tanımayan emperyalizmin yerli işbirlikçileri Sinop’umuzun doğal güzelliğini yok etmek için saldırı halindeler. Oksijen deposu, güzellikler diyarı Kaz Dağları’nı tarumar ettikleri gibi bu güzel doğamızı da katledecekler; Ey Sinoplu!.. Bunu gör ve karşı koy, sadece karşı koymakla da olmaz alternatifini söyle. İşte alternatif; Sinop Pazarları.
Kimse Sinop’ta bunların üretimi yoktur, olmayan bir ürünü nasıl satacaksın demesin, eyyamcılık yapmasın. Onlar Gerze’nin nüfusunun en az olduğu köyden kışın bile süt toplandığını bilmezler ve görmezler. Onlar köylerde ilkel usullerde üretilen peynirlerin Gerze merkez pazarında yok pahasına toptancılara satıldığını bilmezler. Sinop’ta süt işleme tesisinin olduğunun farkında değiller. Kısaca; tüm Sinop kırsalında giderek azalan ancak şu anda yeterli ölçülerde et ve süt üretimi var, zaten bizden her gün bilmem şu kadar gıda getireceksin diye dayatan bir anlayış yok. Ne üretebilirsen onu pazarlayacaksın gurbette bekleyenine hepsi o kadar.
Yeterli üretim var, tüketicimiz hazır bütün mesele küçük bir sermaye mi acaba tabii ki o değil. O bulunur fakat eksik olan esas şey irade. Hani böyle gelmiş böyle gidiyor alışkanlığı.
Zaten bana da o ezberlediği anlayışla “Sende kim oluyorsun memur emeklisi? Haddini bil!”
Bende diyorum ki: “Sizin bu kadar etkili ve yetkilileriniz vardı da bu ve buna benzer tasarımlar, projeler neden Sinop’umuz da hayata geçmedi. Neden Sinoplumuz işsiz ve yoksul? Neden bu kadar umutsuz ve hayalsiz? Soruyorum neden?
Bizim Sinop’umuzun hiç etkili ve yetkilileri yok mu? Hadi devlet bu işlerden çekildi. Bizim seçilmişlerimiz yok mu? Seçilmiş olmak bir yerdekini alıp bir yere koymak mı? Seçilmişliği böyle anlıyorsak yazık… Bence seçilmiş olmak, halkın öncüsü olmak, önderi olmaktır. Öncülerin ve önderlerin görevi, içinde bulunduğu toplumu uyguladığı program ve projelerle geliştirmek ve kalkındırmaktır. Bu da üretmekle olur. Yani bizim seçtiğimiz önderlerimiz(milletvekili,belediye başkanları,muhtarlar) ne iş yaparlar? Sinop’umuz için bu güne kadar hiçbir şey yapmadıkları açıkça ortada. Tüm Sinoplular kendi sorunumuzun çözümü için neden birlik beraberlik içine giremeyiz? Neden kendi sorunlarımı kendimiz tespit edip çözümler önermeyiz? Daha ne kadar, ne zamana kadar uyuyacağız?
Sonuç olarak; biz Sinoplular küçük bir sermaye ile tüm Sinop ve ilçelerindeki on binlerce üreticiden alınan gıda mamullerini İstanbul’daki yüz binlerce tüketicimize Sinop Pazarları tasarımı ile onlara sağlıklı organik gıdalar sunarak Sinop’umuzun kalkınmasını sağlayabiliriz. Krizi ve kargaşası olmayacak bir projedir.
Bu ve buna benzer toplumsal sorumluluk taşıyan projelerin, tasarımların bu toplumda konuşulması tartışılması ve ortak aklın geliştirilmesinin gereğine inanıyorum.
“Sinop’umuz için neler yapabiliriz?” anlayışı üzerine gerek Gerze Haber aracılığıyla gerek belli mekânlarda örgütlenip ortak hareket oluşturabiliriz.
Sosyal sorumluluk anlayışıyla bu harekete ve düşünce katkı sağlayacak herkesi bu oluşuma çağırıyorum.
Ayrıca Gerze Haber’e bizlere bu iletişimi sağladığı için Sinoplular adına teşekkür ediyorum. “Acı Gerçek: İşsizlik” ve “Sinop Pazarları” başlıklı yazılarıma olumlu olumsuz katkıda bulunan herkese bu katkılarından dolayı teşekkürler.