Osmanlı’yı bilmeden Türkiyeli olamayız.
Osmanlıyı bilebilmek için Osmanlı düşmanlığından kurtulmak gerekir.
Sanıyorum, dünyada hiç bir devlet kendi geçmişini, kendi ecdadını bizim kadar acımasız, haince, gaddarca yadetmemiştir. Başka bir deyişle hiçbir milletin ulus(!) olabilmesi için kendi geçmişine, ecdadına bu kadar düşman kılınmamıştır. Gelene kulluk ederek onu yüceltmek için gidene küfür etmemiştir.
Bir yandan beş bin yıllık şanlı tarihimizle öğünürüz. Diğer yandan altı yüz yıl dünyaya yön veren,adil yönetimiyle insana ve toplumun inançlarına saygıya dayalı bir nizam getirmiş olan Osmanlı Padişahlarımıza olmadık hakaret ve iftiralar atarız. Kendi içimizde şartlanmış fikirlerimizi ötekileştirilmiş başkalarina acımasızca dayatırız. Yılardır sağda ve solda militanlaştırılmış, fanatikleştirilmiş kafalar olaylara, gelişmelere at gözlüğüyle bakarlar.
İnsan bilmediğinin düşmanıdır. O kafalar maalesef dinlemezler, okumazlar. Okumayan ve tecrübeyi dinlemeyen insanlar hayat boyu cahil kalmaya mahkumdur. Seksen öncesi Türkiye’si çok acılar yaşadı. Sağda ve solda körpe yavrular birbirlerini düşmanca katlettiler. Kasabalar, şehirler parsellendi. Dış düşmana gerek kalmadan birbirimizi yer olduk. İttihat Terakkinin vatanı kurtarma hastalığı ile oluşturulan azınlık milliyetçilik hareketlerinin Osmanlıya getirdiği felaketler unutuldu. Sağ-sol, alevi-sünni, kürt-türk yapay farklılıkları devamlı körüklendi. Memleketimiz iç savaşın eşiğine geldi. Her grup kendi idealindeki Türkiye’yi istedi. Türkiye’ye beraber sahip çıkma isteği gündeme hiç getirilmedi. Mazimizdeki Koca Osmanlı, nasıl dünya hakimiyeti kurdu. Her ırktan her dinden insanlar nasıl Osmanlı ruhuyla özdeşleşti. Osmanlının adilane kurduğu dünya nizamını bugün Amerika kurmaya çalışmaktadır. Amerika, Osmanlının adilane yaptığını silah zoruyla yapmaya çalıştığı için başarması mümkün değildir. Sağ olan acı akibeti görecektir.
“Şartlar oluşunca ihtilal meşrudur” diyerek yapılan seksen ihtilali, öncekiler gibi ülkeyi, insanımızı perişan etmiştir.Yapılan anayasa, ülkenin yararına değil, dayatmacı devlet benim zihniyetini sürdürmeye matuftu. Bugün çok daha açığa çıktığı gibi aynı güçlerin eliyle kurdurulan pkk, sonrasında hizbullah enerjimizi iç çatışmalarla tüketti. Bir taraf öldürdü, diğer taraf cenaze mitingleri düzenledi. Her kesim dar manada bilmeden karşı tarafın ekmeğine yağ sürdü. Amaç düşmanlığı körüklemek, milletin, devletin gücünü zaafa uğratmak, Devletin kıt imkanlarını boş yere harcamaktı. Düşmanlığı gündemde tutarak maddi, manevi kalkınmayı engellemekti. Alevi- Sün’ni, kürt-Türk çatışmaları çıkarmak ve bunu devamlı gündemde tutmaktı. Bazı yeni atılımları önlemek için akla hayale gelmeyen zorlama gündemler yaratıldı. Mesela Kıbrıs satıldı yaveleriyle bir yıl boşa kürek çekildi. Mason başkanlar milliyetçi yakıştırmalarla Bizlere alkışlatıldı. Aslında Kıbrıs az da olsa şahsiyet bulmaya başladı. Çözümsüzlük üzerine kurgulanmış zihniyet sanki her olumlu gelişmeyi tersinden okumaya mahkum. Yine bir yıla yakın mayınları temizlersin, satarsın sattırmam. Kat sayıyı değiştirirsin, olmaz değiştirtmem. Bunlar önce Yök’ün işi diye karar çıkar, sonra malum mahkeme kararı yine mahkemede şaşar. Basında ve TV lerde emekli ve emeksiz bir sürü zevat genelde sabahlara kadar Havanda su döverler. Orağı biçen ile imecinin orağını saklayanlar karışır gider. Bunun böyle gidemeyeceğini muhalif, Muvafık herkes görüyor. Ancak Çözümde, yüksek ideallerde birleşemiyoruz. Çünkü dar partizanlık, nefis ve küçük hesaplardan kendimizi kurtaramıyoruz. Hep Ben diyor, bir türlü BİZ diyemiyoruz.
Bu çıkmazdan kurtulmak, bu oyunları bozmak için büyük düşünmek Lazım. Kararlı, cesur adımlar atmak gerekir. Örnek alacağımız şanlı geçmişlerimiz var. Beyinlerimizin tutsaklığından kurtulmalı, hakka doğru emin adımlarla yürürken tüm engelleri yıkıp geçeceğimize inanmalıyız. Türkiye içindeki çeşitli soy ve inançtaki kesimleri Türkiye vatandaşlığı, Türkiyeli olma mensubiyeti içinde yoğurmalıyız. Özellikle İktidar ve Muhalefeti aynı ideale çağırıyoruz. Bugünün işini yarına bırakmayalım. Yarın çok geç olabilir. Öfkenin, sinirlerin çatıştığı yerde fikirler tatile çıkarmış. Gelin Şahsi hırs ve Kinden kurtulup Hakka doğru adım atmaya çalışalım. :Hedefimiz hep beraber Demokrat, İnsan haklarına saygılı TÜRKİYE olsun. Dayatmacı laik devlet değil, her grup ve inancın hak ve hukukunu koruyan Devlet olsun. Nefsimiz için, gruplar ve partimiz için dar çerçevede gösterdiğimiz şuursuzca mücadeleyi hep birlikte Türkiye’miz için şuurlu, akıllı ve ferasetli bir şekilde verelim. Allah’ın yardımıyla zor olmadığını göreceğiz. Sayın Merhum Muhsin Başkanımızın dediği gibi bir saniye bile sonrasına muktedir olamadığımız fani dünya için bu hırs ve kin niye? Büyük bildiğimiz, Büyük(!) sandığımız kişileri bile putlaştırmadan sevelim. Onları ve tüm insanları Yaradan’dan ötürü sevelim. Ancak sevgimizi ve davranışımızı Yaradan’ın rızasına göre yapmamız gerektiğini unutmayalım.
Mevla Yardımcımız olsun!
İbrahim DÖNMEZ