"Böbreğinin sesine kulak ver, onu koru"
Yaşamımız boyunca, hayatla mücadele ederiz. Kimimiz meslek sahibi olur evini geçindirmeye çalışır. Kimimiz evimizde ailemizin fertlerine, geleceklerine yardımda bulunmak için çalışırız.
Bazen üzülürüz, bazense çok seviniriz. Acıları beraber paylaştığımızda, acılarımızı azaltır, sevinçleri paylaştığımızda daha çok seviniriz. Bu mücadele ömür boyu devam eder gider. Gideceği yere kadar...
Bazen öyle anlar gelir ki Ne yapacağımızı şaşırır, şoka gireriz. Aklımız durur,beynimiz çalışmaz. Derler ya ruh gibi oluruz o anlarda.
İşte öyle anlardan birini bende yaşadım. 2000'li yıllarda, tesadüfen bir doktora gittim. Tahlil yaptırdım. (Hiç bir görünürde rahatsızlığım yokken)
-O anda, gelecekte nelerle karşılaşacağımı düşünemedim bile.
Dediler ki "böbrek yetmezliği"...
6 yıl boyunca ilaç tedavisiyle Samsun 19 Mayıs Tıp Fakültesi Nefroloji bölümüne gidip gelmekle geçti yıllarım.
Gün geldi çattı. Diyalize giren kardeşlerimi, bacılarımı anaları, babaları görüyordum.Haftada 3-4 kez diyalize giriyorlardı.
Doktorum ;
-Vericin var mı? Bana verici bul getir, dediğinde, ya bir sona gelmiştim ya da yeni bir yaşamın başlangıcına.
-Diyalize girmeden sana böbrek nakli yapmamız gerekiyor,dedi.
Eşimin sayesinde ben, yeni bir yaşamı tercih ettim. İnsanlar organ bekliyorlardı, bir umutla.
-Mümkünse aileden biri olsun dediler. Çünkü, canlıdan organ nakli daha uygun oluyormuş bünyeye.
İşte o anda canımdan çok sevdiğim, bana ikinci hayatımı yaşatacak olan eşim gönüllü oldu. 2006'nın Ağustos ayında 45 gün süresince testlere tabi tutulduk fakültede. Sonuçlar olumlu çıktı.
Gün geldi çattı. 14 Aralık 2006 sabahı önce eşimi aldılar ameliyata,öğle üzeride beni. Gözümü açtığımda odadaydım. Her yanımda makineler,vücudumda iğneler vb...
Eşim yan odada yatıyordu. Beni ziyarete geldiğinde çok merak ediyordu, böbreğim süzme yapıyor mu diye. Hemşire;
-Artık o senin böbreğin değil,dedi. O kadar sevinmişti ki, acısını bile hissetmiyordu. 3-4 günde taburcu olduk. Evimiz sevenlerimizle doldu, taştı. Hepsine sonsuz teşekkürler .Eşime de na kadar teşekkür etsem azdır. Bu anlatılamaz bir duygudur,inanın. Ayrıca doktorlarıma, hemşirelerim hasta bakıcılarıma ayrı ayrı sonsuz teşekkürler
ediyorum.
İşte dostlarım, kardeşlerim benim yaşama dönüşüm böyle. Ama o kadar üzülüyorum ki bilemezsiniz. Halen organ nakline günah diyenler var ülkemizde. Halen beyin ölümü gerçekleşen insanlarımız bile, onların yakınları bile organlarını bağışlamıyorlar bu ülkede.
Ben, eşimle birlikte 1985 yılında bağışlamıştım organlarımı,eşimle birlikte.Bakın,nereden nereye geldik.
Kendi öz evladına böbrek vermeyen babalar,analar gördüm ben o fakültede yatarken. Aklım almıyor bir türlü.
Sizlere sesleniyorum,bütün insanlara sesleniyorum. 12-13 Mart günleri "Dünya Böbrek Günü" olarak geçiyor.
Gelin siz siz olun organ bağışında bulunun. 30-40 bin kişi diyalizlerde uğraşıyor. Sağlık verin ,yaşam verin onlara.Bizleri örnek alın. Kurtaralım o insanlarımızı beraberce.
Yetkililer,sizlere sesleniyorum. Diyanet İşleri Başkanlığıyla beraber ortak bir çalışma yürütün. Meclisten yasa çıkartın.
Kurtulsun ızdırap çeken insanlarımız, kardeşlerimiz,gençlerimiz, yavrularımız.
Hepinize, herkese sağlıklı, huzur ve mutluluk dolu günler ve yıllar dileyerek benim sesime kulak vereceğinize, böbreğinizi koruyacağınıza inanıyorum.
"UNUTMAYIN ORGAN BAĞIŞI HAYAT KURTARIR"
"Siz de organ bağışında bulunun"