Künye   |  Bize Ulaşın   |  Giriş Sayfam Yap   |  Sık Kullanılanlara Ekle
Dr.Şenol ŞENSOY

BAŞYAZI

Dr.Şenol ŞENSOY

drsensoy@gmail.com

1 Şubat 2010
font boyutu küçülsün büyüsün


Muhtaç olduğun kudret...


 Kiminin gözü böbreğimiz de, kiminin gözü ciğerimiz de. Kiminin gözü dalağımız da, kiminin gözü beynimiz de. Kiminin gözü toprağımız da, kiminin gözü yüreğimiz de.

Ey sevgili milletim senin gözün nerde?

Bir lokma ekmeğe, bir anlık şöhrete, bir ton kömüre, bir paket erzaka daha ne zamana kadar göz yumacağız bizden çalınanlara?

Bütün vücudumuz dört bir taraftan didik didik deşilirken daha ne kadar iltifat edeceğiz bize ikram edilen uyuşturuculara?

Bu uyuşturucuları reddedip bütün milletin sancısını kendi vücut ülkesinde yaşayan; bu işkencelere isyan edip milletin önüne geçip onu ayıktır maya çalışan, bu milletin gerçek evlatlarına ne zaman sahip çıkacağız?

Gemisini yürüten kaptan, koyun olup kendi bacağından asılan, komşusu aç iken tok yatan, kendi çanağındakine bakmadan gözü komşusununkine takılan, ayranı yokken içmeye gözü en lüks otomobillerde olan, asgari ücretle çalışıp en pahalı telefonları taşıyan, işçisine asgari ücreti bile vermediği halde ay sonu o ayki maaşını bile vermeyen bu insafsızlıklardan, bu vicdansızlıklardan, bu hesapsızlıklardan, aymazlıklardan ne zaman ayılacağız biz?

Herkes kendi penceresinden bakıyor dünyaya.

Zannediyoruz ki tek pencere burası ve herkes de oradan bakmak zorunda...

Böbrekler, ciğerler, yürekler pazara çıkmış, sakatat pazarına dönmüş alem. Vücudumuz da tek bir organımız bile kalmamış, dolaşırken sakatat pazarında, kendi ciğerimize müşteri olmuşuz, değiliz farkında.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Dr. Şenol ŞENSOY

drsensoy@gmail.com








Bu yazı 1,754 defa okundu.




yorumlayorum ekle




Yorumlar (9)
  • MİLLETCE HUZURA İHTİYACIMIZ VAR; / 24 Haziran 2010 12:22

    SAĞ YANIM ACIYOR ANNEM;

    CANIM AĞRIYOR, CANIM ANNE;
    Sivri sineği öldürmekle, sineğin bataklığını kurutamazsınız.
    Şimdi Türkiye de işler güzel gitmediğinden dolayı, terörü suçluyoruz. Bu terör belası devletimize ve o bölgede yaşıyan insanlarımıza çok zarar vermektedir.
    Bu terör belasını bu ülkenin başına kim, sardı.Peki bu terörü kim besliyor, bu terör hadisesi neden otuz yıl geçitği halde, hala, ülkemizde gündemin birinci sırasını oluşturmaktadır. Yatıp kalkıp terörü konuşuyoruz., terörün ülkemize ve ülke insanlarına verdiği tahribattan konuşuyoruz. Bu tereör her geçen gün içinde, bu bölgede yaptığı saldırılarla orda ki insanların mal ve can güvenliğini tehdit etmektedir. O bölgede yaşıyan insanların can ve mal güvenliği yok. Dağda koyununu otlatan ve ovada tarımla uğraşan bir çok vatandaşımızı bu terör illeti katletmekdedir. Bunun yanında güvenlik kuvvetlerimiz terör sandık dediği, bir çok vatandaşımızı , yanlışlıkla öldürdüğünü görüyoruz. Ne olacak bu insanların hali. O bölgede yaşıyan insanlar, iki dere arasında kalarak, zor şartlar içinde hayatını sürdürmektedir.
    Eğer devlet o bölgede yaşıyan bu insanları gözden çıkarmış ise, kendi sorunlarının derdine düşmüş ise , bunu açık açık orda ki halka açıklaması lazım. Orda ki halk çaresiz ve perişan bir şekilde olaylara temeşa etmektedir.
    Ankara da kurumlar biri birini itişip kalkışana kadar, burdaki halkın bu sorunlarına çözüm bulmaya çalışsınlar. Buralar gazze den daha kötü bir durumda. Gazze de yaşıyan lar kendi hudutları içinde rahatlıkla güvenli bir şekilde hayatlarını sürdürüyorlar. Ama bizim bu bölgede yaşıyan insanlar onlar kadar güvende değildir. Başbakanımız bu bölgelerin arazi şartlarını gördü. Mehmetciğimizin siperde olduğu yeride gördü. Bizler doğusu ve batısı, kuzeyi, güneylisiyle bu ülkenin vatandaşıyız. Tüm savaşlarda atalarımız ülkemizin bağımsızlığı için birlikte cephelerde , göğüs göğsle düşmanla çarpışmışlardır. Bu bölgelere devletimiz malesef ilgisiz kalmış, bu bölgelde yaşıyan insanları sorunlarını çözmek için, bu halkı güvenlik kuvvetlerin emrine bırakmış. Bunlarda ne kadar bu bölgelerle ilgilendiği ortada. O yörenin insanın lisanını bilmez, o bölgenin insanın kültüründen anlamaz o bölgenin insanın ne düğününe gitmiştir ne cenazelerinde bulunmuştur ayrıca ne ibadethanelerinde görünmüştür. Çünkü buradaki yaşam, onların yaşayış tarzına ters düşen bir ortam vardır. Onlar pafüm kokan ortamlı yerlerde dolaşır. buradaki insanlar hayvan ve tarımla uğraştığı için, gübere kokusu üzerine sinmiştir, onlar bu kokudan rahatsız olurlar. Burada yaşıyan insanlar , tüm mevsim boyunca yemek içmelerini kazanmak için uğraşırlar, eğlenmeye zamanları yoktur. Orda görev yapan devlet memurları gibi sahilde tahtil yapacak ne parası vardır, nede zamanı. Burada çoğu ailelerin kocası ve kardeşleri, işleri olmadığı için, bahar olunca batı illerine işe gidip kış zehirasını karşılamak için para kazanmaya gider, kimi bu geçim kazanı karşılamak için, o gurbet yolculuğundan ya döner, ya dönmez , oda beli değildir.
    Bu yüzden devletimizden , eğer buralarda yaşıyan insanlara değer veriyorsa, bu bölgeyi iyi tanıyan , bu bölgedeki insanlarla iyi diyaloğ kuran orda ki insanların dilini bilen , orda ki insanlara devletin baba şefkatını gösteren çalışan devletin memurlarına ihtiyacımız var.
    Lütfen bizi anlamıyan ,kendileri için sürgün sayılan bu bölgelere, bu memurları göndermeyin, onlar buradaki insanlara hizmet değil, işkence yapıyor. Burada ki sorunları çözmek yerine, sorunları daha da çözülmüyecek konuma getirmektedir. Sorunları yerinde çözen , devletin şefkatini bu halka gösteren, memurların burada görev yapmasını istemekteyiz.
    Bir örnek vereyim. Diyarbakır da ulu camii altında Muşun , Malazgirt ilçesine bağlı, bir doktorun muayenesi vardı . Bir gün bir arkadaşımızın tavsiyesiyle bu doktoru ziyarete gittik. Doktor bey biz ler muayenehanesine gelmeden, karaca köyünden bir hastayı muayene etmiş, ilaçlarını da ,doktor bey kendi işçisini eczaneye göndererek, bu muayene eden hastanın ilaçlarını almış, bizler arkadaşımla bu doktorun muayenehasine gitdiğimiz o an doktor beyde, hastasına aldığı ilaçları, hastasına kürçce lisanı ile nasıl kullanacağını tarif ediyor. Doktor beyin hastasına ilgilendiği o durum karşısında, hasta yaşlı bir amcaydı, ağlıyordu oğlum senin gibi insandamı var diyordu. Hasta doktara yavrum sizler beni param olmadığı için, bedeva muayane ettiniz, ayrıca ilaçlarımı ,kendi cebinden para vererek işçinle eczaneden alıp getirdin. Şimdide benim lisanımla aldığın ilaçların nasıl kullanacağımı bana tarif yapıyorsun. Sen nasıl bir insansın ,seni yetiştiren ailenden Allah lazı olsun, diyerek, hıçkıra hıçkıra ağlıyarak doktorla söyleşiyorlardı.
    Bu gibi insanlar olmasa, gerçekten bu insanların derdini kimse derman olmaz. Evet bizler bu gibi insanların bu bölgede hizmet vermelerini bekliyoruz. Yoksa buraya her tayinle gelen bazı devlet memurları yasaların dışına çıkarak, gayrı işlerden para vurarak, altını üstünü para boğarak buralardan tayinini alıp, batıya gitmektedirler.Bu durumu da devletimiz görsün, bunu gibi çok vakalar bu bölgede ,devletin buraya tayinle atanmış memurları tarafından yapılmaktadır. Buraya atanılan emniyet müdürleri ve alay komutanlar iyi seçilmelidir. Bu anlattığım geçek ama çok acı veren durumlardır. Bunu da tabi birisi devletin başındaki idarecilere anlatması lazım.
    Bu terör konusu bu bölgede ,çok vahim bir durumdur ülkemiz açısından, bu konu, bir an önce ülkemiz bu terör sorununa bir çare bulunması lazımdır.Bu bölgede binlerce aile bu yüzden çocuğunu, kocasını ve kadeşini şehit vermiş. Bu ailelerin ocağına ateş düşmüştür, daha başka ailelerin ocağına ateş düşmesin, bu acıyı onlara yaşatmamak için,Türkiye içindeki tüm bilim adamları ve bu hususta teçrübeli uzmanlarıyla birlikte, acil bir yuvarlak masa etrafında toplanmalı ve bu konuyu uzmanlarla bu yuvarlak masa üstünde, enine boyuna tartışmalı ve bu masa üstünde alınmış olan ,caydırıcı önlemleri ivedi olarak devre sokması lazımdır. Bu sorunun bir an öce halletmek, insanımız ve devletimizin hüzuru için su ve hava kadar önemlidir. Bu konu üzerinde hasas olarak yaklaşmamız lazımdır, ayrıca önlemli tedbirleri alınırken, şahısların sen bu guruptansın, inancına, mezhebine ve ırkına bakmadan, devlet kurumları bu gurup insanları dinliyecektir onlara güvenecek onlarında bu terör hakın da düşüncelerini alacaktır. Bu insanları ötelerseniz, bu insanları kurumlarınıza inancının emrettiği şekilde giyiminden dolayı toplum dışına iterseniz, sizler ülke içindeki insanların bir arada yaşamalarına zemin bulamazsınız. Bu gün bu bölgelerin ağır şartlarında yaşamlarını devam ederken, buradaki topluluğu birleştiren tutkalı inaç birliği oduğunu da düşünelim. Çünkü alimin bir güzel sözü var.( Bazı bağlar olmazsa, ağaçtan orman, hayvandan sürü ve insandan toplum olmaz.) Bizleri bir arada tutan bu meziyetlerimiz olan hususlara sahip çıkmamız lazımdır.Bunlar bu toplumun birleştirici olan mayasıdır Bunlar sırasıyla vatan, bayrak inaç, dil , kültür bağlarıdır, bu hususları yok sayamazsınız. Bu mozayiklere sahip olan , bu halkla birlikte bir yuvarlak masa etrafında toplanıp, bu terör belasını haftalarca bu masada enine boyuna yatırıp, tartışacaksınız, ve bu toplantıda alınan uzlaşma kararlarını uygulamaya koyacaksınız.. Bu konu tartışılırken, siyasi ve diğer şahsı düşüncemiz ve hamesetlerimiz için rant sağlamak için yapmıyacağız. Ülkemizi bu terör belasından bir an önce kurtarmak için, tüm birlikte bu durum için canla başla çalışarak çaba sarfetmeliyiz.
    Bizler bu vatanın içinde çoluk çocuk ve tanıdık ve doslarımız la birlikte güzel bir yaşamın devamını sürdürebilmemiz için, yaşadığımız vatanımızın toprakrarını tüm düşmam tuzaklarından korumamız boynumuzun borcudur. Bizler bizimle birlikte rengi, dili, ırkı, inancı farklı olanlar olabilir. Ama hepimiz bu farklılıklar içinde, birliğimizi teşkil eden ülkenin bayrağı ve toprağına kötü gözle bakanların ve bu vatan hudutlarında bizlerin güvenliğini sağlı yan mehmetciklerimize zarar verenlere gereken dersi , birlikte vermemiz lazımdır. Bu iç ve dış düşmanlarla iş birliği içinde olan kişileri en kısa zamanda, bunların kurum ve kuruluşlarda makamları ve rütbeleri çalışma konumları ne olursa olsun, bunları bu hizmet verdikleri yerlerden en kısa zamanda tasfiye etmemiz lazımdır. Gerekli yasalar bu hainler için hemen devre konulmalı, gerekli ağır cezalara çarptırılmalıdır. . İnsan sevdiği insanı her zaman ülkeyi zor şartlara sokacak tavırlarına alet etmemesi lazımdır. Devlete hainlik et, evet ben layik ve Atatürk cüyüm de, bu tavırını yemezler. Dürüst ol, Atatürk bu milletinde atasıdır, yalnız senin atan değildir ki, sen atamın yemek içmesini kendine referans olarak almışsın, ama ben atamın düşüncelerini, fikrini ülkem için yeniliklerini kendime baz olarak almışımdır.
    Çanakkale de Dumlupınar da, Sakarya da ve diğer şavaşlar da beklide senin ailenden iştirak etmiyen olmuştur olabilir ama benim dedem ve ailemden bu savaşlarda düşmanla çarpışmıştır. O yüzden bu hamaset düşüncelere haiz olan insanlar ülkenin servetini haksız bir şekilde yemesini bilirler ama bu ülkenin bir derdi ve sorununda elini taşın altına konmasını da bilmesi lazımdır. Aziz vatanı için aziz canını da feda etmesini bilmesi lazımdır. Bu düşünce içinde vatanımıza sahip olmamız lazımdır. Şehit babası, şehidin cenaze töreninde, iç ve dış düşmanlara, böyle haykırıyordu, orda ki devletin ileri gelenleri o şehidin acısını paylaşmak için o şehit babasına taziyelerini iletirken, şehit babası oğlum vatan feda olsun, vatanım sağ olsun, bin tane çocuğum daha olsa bu vatan için fedaya hazırım. İşte bu vatan için şehit düşen bu kahramanın, kahraman babasının ağzından vatan için söylenen iç ve dış düşmanların yüreğine hançer gibi saplatan onları kahreden ,cümleler dökülüyordu o mübarek ağzından. Düşman bunu bilsin, vatan için aziz canını veren nice , karaman şehitler ve o şehidi yetiştiren nice kahraman insanlar durdukça bu ülkeyi kimse bölmeye cesaret yetmez.
    Bu ülkenin başına müsallat olan, bu terör belasını, bu şekilde hep birlikte elimizi taşın altına koyarak, bu terör belasını büyük bir çalışma azmimizi ortaya koyarak bitirebiliriz.
    Halk arasındada bir laf var (Hırsız içerden olursa, öküzü paça dan çıkarır.) bizlerin için de, bu örgütü besliyen, istikbaratını sağlıyan ve dış dünyaile temas kuran , düşman taşarönları ve maşacıları vardır. Önce bunları tasfiye etmek lazımdır. Bu düşüncede olanların çoğalmasına en kısa zamanda , mani olmak lazımdır. Devletin hiçbir kurumu biri birden, üstün değildir, hepsi bir tarağın dişleri gibidir, dişlerin den biri görev yapmasa, tarak tam görevini yapmamış olur ve o tarağın çalışmasından randıman alınmaz.
    Bu yüzden devletin tüm kurumları düşmana karşı birlik ve dirliklerini ortaya koymaları lazımdır. Bu bütünlüğümüzü ve kardeşliğimizi ortaya koymadık ca, bizler devlet olarak , böyle olaylarla çok karşılaşırız.. Yerinde devlet olarak kararlığımızı ortaya koymamız lazımdır.
    Önerilerimiz, hudut boylarındaki karakollarımızın, yeniden gözden geçirmeiz lazımdır. Bu yerlerin ve yapısı ayrıca hava birliklerinin ,araçlarının inip kalkmasına müsait ve uygun yerlerin yapılması, ayrıca yapılan karakolar, arazi şartlarına uyum ve aktif olması gerkir. Bu karakollar, sık sık denetime ve teftişe tabi tutulması gerekir, bu karakolların konum şekline göre o araziye küçük ve büyük silahlar yerleştirmek lazım. O karakollar da görev yapan askerlerin, her hangi bir harekat durumunda, düşmana karşı savunma mevzilerine sağlıklı bir şekilde intikal etmesini sağlı yan koşullar oluşturmak. İyice eğitilmiş , o arazi içindeki karakollara, her hangi bir ihbar haberi aldığında, gece ve gündüz demeden, en kısa bir şekilde intikal etmek ve verilen ihbari başarılı bir şekilde yerine getirdikten sonra, hiç bir zayat vermeden, sağlıklı bir şekilde birliğine dönmek için orada uzun zaman görev yapmış ve o bölgeyi iyi tanıyan ve o arazilerde rahatlıkla arazi koşullarına uyum sağlı yan eğitimli uzman askerlerden teşekkür edilmesi gerekir.O bölge görev yapan, güvenlik kuvvetleri, o halkın dilini öğrenmesi gerekir ki buda istikbarat yönünden, orda görev yapan güvenlik kuvvetlerinin işini kolaylaştırır.. Görev yaptığı o hudut yerlerinde, tedbiri kıyafet giyiyerek halkın arasına karışması gerekir,o bölge insanının düğünlerine ve ibadet yerlerine giderek, o insanlarla haşır neşir olması için orda ki insanın güvencini kazanması gerekir. O bölgedeki halkın can ve malını koruması ayrıca, buradaki asker bir sağlık ekibiyle halkın yaşamlarını sürdüğü haneleri, ev ev dolaşarak o ailelerin çocuk ve kendilerinin, sağlık durumlarını kontrol dan geçirerek .bu bölgedeki insanların sağlık analizini yaparak büyük salgın hastalıklarında önüne geçmiş olur. Devletin askerinin bu olumlu tavrı , orda ki halk tarafından memnun karşılaştığı için, devletine karşı güvenini de artırır ve oradaki devlet aleyhine bir olumsuz durum fark ettiği an, orda görevini icra eden devletin güvenlik kuvvetleriyle paylaşır. Devlet o halk içinde ülkemizi yıkmak için ,iç ve diş işbirlikçi olarak çalışan o insanların seneryolarını boşa çıkarmak için, bu hain kişileri tesbit edebilmelini, bu aldığı sağlıklı istikbaratı ilgili kurumlarına bildirmesi sağlı yan sağlıklı bir istikbarat ekibini kurması gerekir. O köye kim gelip kim gidiyor, devletin haberi olması lazım Bu istikbarat ekibi, iç ve dış mihrakçıların şüphe edemiyecek,şekilde halkın öğretmeninden, muhtarından, imamından ,esnafından seçilmesi lazımdır.. Devamlı halkın mezrasında, köyünde, ilçesinde ve ilinde onların lisanı bilen bu istikbaratcı lar dan olması lazımdır. Bu şahıslar, devletle her an temas içinde olmaları lazımdır
    Devletimiz bu bölgelere fabrika değil, oraların şart ve koşullarına uygun işleri olan hayvancılığı ve tarımcılığı kalkındırmak , bu hususta devlet onlara verdiği teşfik pilimleriyle o bölgedeki halkın yanında olmasını göstermesi lazım.
    O bölgeleri yabancı turislere kapalı tutulması lazım. Çünkü dışardan ajan olarak,gelen insanlar, türist kılığıyla o bölgeler hakın dan bilgi edinip ve orda bazı kişileri para karşılığı kendi işlerinde maşa olarak kullanmak için, insan kullanmaktadırlar.. O bölgeleri karıştırmak için, her türlü karanlık oyunlarını gerçekleştirmek için, oradaki insanların üzerinden, devlete karşı nefret tohumları ekip, o halkı devlete karşı karşıya getirmek istiyorlar.
    O bölgenin yol ve içme sularını bir an önce halletmesi lazım. Oralara ki insanların eğitim yönünden ihtiyaçlarının giderilmesi lazımdır.O yörelerdeki çocukların batıda askerlik görevi yaptığı zaman, o insanları iyice vatan sevgisini verebilecek eğitimlerden ve seminerlerden geçirmek lazım.
    Orda ki insanları dışlamıyacaksınız, derdini sabırla dinliyeceksiniz ve sorununa bir çözüm bulmaya çalışacaksınız.. Orda ki insanların devlet kurumlarına gidip çıkmalarında, giyim ,kuşamlarına karışmıyacaksınız. Konuştuğu dil ve inancına saygı göstereceksiniz. Orda ki insanları kazanmak için, devlet üstüne düşen ne tür görev varsa, eksiksiz yerine getirmesi lazımdır. Bu hususları devletimiz harfiyen yerine getirmesi gerek, bu yukardaki hususları devletimiz yerine getirdiği zaman, oradaki halk biliçli olarak, aralarında barınmak istiyen, devlete karşı, komplo hazırlamasına zemin hazırlamak istiyenleri barındırmaz, düşmanlar barınamadığı gibi bu bögeleri terk eder.. İşte bundan sonra devletimiz huzuru ve güveni, istikrarını elde etmiş olur.
    Bu iş için yapılan hizmet, ülkenin bu bölgesini kalkındırmış oluruz. Bu bölgedeki insanları kazanmış oluruz. Bu insanları bu iç ve dış düşmanların tuzağına terk etmemiş oluruz. Oraya yaptığımız yatırım, boşa gitmemiş olur, Bu bölgelerde küçük ve büyük baş hayvanlarının geliştirmesi, orda ki insanlara iş ve aş temin ediği için, bizlerde ülkemizde bu hayvan etini ucuza yemiş oluruz, hem bazı tahıl ürünlerini hakımıza ucuza mal etmiş oluz. O bölgedeki insanlarda oralarda hayatlarını kolaylaştırmış oluruz. O bölgedeki olumsuz havayı ve derdi kederi bu hizmetlerle yok etmiş oluruz. Orda ki yaşı yan halk devletine güvenmiş olur, devlette orda ki vatandaşına güven duymuş olur. Hiçbir kimse devlet ve budaki halkın arasına girmemiş olur. Çünkü oradaki halk buna müsaade etmez.
    Bu ülkesini ve halkını seven bir vatandaşın, devletine karşı, bu terör hususundaki düşünceleri. Bizlerde bu çorbada, bir tuzumuz olsun anlayışıyla, Yaşadığım bölgenin sorunlarını, bildiğim için, devletimizin bu terör belasını bitirmek amacıyla, aldıkları tedbirlerde, yukarda bahsettiğim konuları da dikkate alırlarsa, kendimi mutlu hissedeceğim.
    Hepinizi seviyorum, her zaman ülkem ve ülke insanım kazansın, sağlıkla kalın hoşca kalın.
  • Necmettin ÇAKIR / 4 Nisan 2010 23:35

    En Doğru Olanı da Bu

    Sayın doktorum yazını severek okudum. Ata sözlerinden ve organizmamızdan verdiğin örneklerinini sevdim. Evet aynan Atatürk'ün dediği gibi muhtaç olduğumuz kudret organizmamızda ve yakın tarihimizde mevcut. Aynen belirttiğin gibi. Kalemine sağlık.
  • vatansever / 2 Nisan 2010 21:21

    Ha unutmadan!

    sn köylümün köyünde tv ler çekmiyor herhalde. baksana kendi dindaşına ve soydaşına hakaret edenleri arıyor. öyle ya soydaşını soydaşına açılım saçmalığıyla düşüren ortalığı karıştıran ; kendi dindaşına sahip çıkmak için kilise açma yarışına giren; müslüman alemini yok etme amaçlı bop projesinin eş başkanıyım diye bas bas bağıran bir siyasi zihniyeti analiz etme ve görme zahmetinde bulunamıyor, amaaaa dr beyin göremediği herşeyi görüyor. vay be sen neymişsin..... vah insanım vah.... vah memleketim vah...
  • vatansever / 2 Nisan 2010 21:09

    N. Köylü'ye

    Doğru sayın köylü hekim hekimliğini bilsin ne gerek siyaset yapmasına. Nasıl olsa Ankara'daki 550 ne olduğu belirsiz adamın belkide yarısı yada daha fazlası üniversite yüzü görmemiş hatta liseyi bile bitirememiş bazısı ilkokul mezunu tipler. emin ol onlar bu memleketi sn dr bey gibi insanlardan daha iyi yönetirler değil mi? bu memleketin ve sizin gibi zavallıların dr bey gibi kendini yetiştirmiş bu konuda fikir beyan eden insanların uyarılarına ihtiyacı yok. ne de olsa hekim bile olamamış kasımpaşa lı külhanbeyi bir başbakanımız ve sizin gibi yandaşları var. böyle bir ortama bir hekim fikri çok fazla )))) öyle mi sn köylü.
  • Sıdık KOYUNCU / 5 Mart 2010 22:09

    VAH MUHTARIM VAH;

    Bu gün türkiyemizin en ucra köşesinde canla başla çalışan,can güvenliği olmıyan,tüm harcamalarını kendi cebinden karşılıyan,cefekar elliüçbin muhtarımız,devletimizin en küçük kurumu ama,üslendiği sorumluk anlayışı büyük olan,muhtarlık kurumlarından bahsetmek istiyorum.Hükümetin bu devlet kurumları arasındaki,bu eşitsizli kaldırmaları lazım.Her gelen hükümetler,bu kurumların yetkilerini kısmış,ama bunun yanında bu kurumların sorumluluklarını artırmıştır.Komik bir ücret karşılığında bu kurumlar ,çalışmaktadır.Bu yüzden,elliüçbin muhtar olarak ilgililere sesleniyoruz.Ne olur bu demokrasi açılımı adına,elimizden aldığınız,yetkileri,tekrar geri verilmesi,ayrıca bizlere bu işleri yürütecek bir yer sağlanmasını,büro harcamalarımızı diğer devletin kurumları gibi.karşılanması,ve ekonomik durumumuzun iyileştirmesini,talep etmekteyiz.Neolur sesimizi duyun,bizlere acıyın.Saygılarımla.
  • Şenay ÇOBANOĞLU / 23 Şubat 2010 14:10

    MUHTARIN FERYADI;

    MUHTARIN FERYADI;
    Muhtarlıklar halkın ilk temas kurdukları devletin en küçük kurumlarıdır.Halkımızı ilk güler güzle ve şefkat sıcak elleriyle muhtarlıklarımız karşılamaktadırlar.Halkımız muhtarlık kapısını kendisine daha yakın bularak,her sorununu muhtarla çözmek ister.Muhtarlıkları kendilerine daha yakın hisederler,her sorununun çözümünde muhtara koşarlar,ondan bilgi almaya çalışır.Muhtar demek,halk demektir,çünkü halkıyla bütünlenmiş,her zaman halkın içersinde dolaşan,İbadethanesinde,hac ziyaretinde,cenaze merasimlerinde,taziyelerinde,bayram tebriklerinde,hasta ziyaretlerinde,ve halkınmızın bütün kutlamalarında onları yalnız bırakmıyan muhtarlarımız.Halkımızın eli kulağı ve hizmetkarlarıdırlar.
    Böyle bir kurumları,maalesef üzülerek söylemekteyimki,her gelen ikdidarlar,bu kurumların sorunlarını artırmışlar,ellerindeki yetkileri kısıtlamışlardır.Bu kadar sorumluluklarla yüklemiş oldukları bu kuruma,bu işleri yürütece bir yer göstermemişlerdir.Ayrıca ısınma,elk,telefon,su,kira,internet ve kullandığı kırtasiyenin harcamalarınıda,muhtar kendi cebinden ödemiştir.
    Bu gün ülkemizin neresine giderseniz gidin,sizleri ilk karşılıyan,devletin kurumları olarak,onları görürsünüz.Onlar sizleri eve misafir eder.O mühit hakından,onun vermiş olduğu bilgi ışığında orda görevinizi icra etmiş olursunuz. Elliüçbin gönüllü nefer ile türkiyenin her ucra köşelerinde ,güçşartlar altın,ülkelerine canla başla,hizmet etmektedirler.
    İlgililere sesleniyorum,lütfen bu halkına gece ve gündüz demeden çalışmakta olan bu muhtarlık kurumlarımızı işlevsiz duruma düşürmeyin.Gece,gündüz demeden,telefonu 24 saat açık tutan,bu kurumlara sahip çıkalım.Durumlarını,bazı özgür haklarını iyileştirelim.Bu gönüllü neferlerin hizmet aşkına destek olalım,köstek olmıyalım.ülkeye ve halkına çalışma azmine enerji katalım ki.Ülke kazansın,halkımız kazansın.Bu demokrasi açılımda,çıkacak olan yasada,her gelen hükümetin,elimizden alınan yetkilerimizin geri verilmesi,muhtarlık kurumlarını ,bu bilgi çağının nimetleriyle biçimlendirmek,ağır ekonomik şartlarının iyileştirmesi temenli ediyor saygılarımı sunuyorum.
  • onur / 16 Şubat 2010 14:56

    ...yok edin insanın insana kulluğunu...o zaman görün dünyanın nasıl döndüğünü....
  • Nizamettin KÖYLÜ / 16 Şubat 2010 13:53

    YİNE NUTUK

    Dr. Şensoy, yine beylik cümleler kurmuşsun. Yine iktidar üzerine yürümüşsün, yine yüklenmişsin. Ama bu cümleler zemini olmayan ya da az olan slogan cümleler. Seni bir köylüm olarak okuyorum. Fakat bahsettiğin pencere takıntısını sende maalesef yaşıyorsun. Bu politika öyle bir kirli bir şey ki şeytanı melek meleği şeytan gösteriyor. Her türlü olumluyu olumsuz göstermek sanatı muhalefet olmuş. Ama yol değil bu, yöntem değil. Kendi projelerin varsa kendi planların varsa bunlardan bahsetmek lazım. Felsefik cümleleri bırakalım kenara. Trübünlere oynamak, geçelim bunları. İnan Dr. bey, bu kadar yazmayacaktım ama üzülüyorum. Kör dövüşü sürüp gidiyor . Mücadele edeceğin, insanlıksa eğer senin buna zaten hekimlik gibi bir imkanın var. Siyaset olmasın demiyorum ama doğru yerde ve doğru kişilerle. Sloganlarla değil samimiyetle. Ülkenin bütün insanlarını kucaklayarak. Kendi dindaşını soydaşını vatandaşını her türlü hakarete reva görenlerle değil. Daha fazla yazacağım var ama daha sonra.....
  • Celal MAĞDENOĞLU / 11 Şubat 2010 00:43

    ciğeri beş para

    Sayın Şenol hocam,
    2008 senesi yazında bir cuma günü Kirençukuru köyünden bir amca, iktidarın köyüne Ziraat bankası kuracağını söylemişti Gerze'ye pazara geldiğinde. İşte biz buyuz. Elektrik olmayan köye dağıtılan elektrikli ev aletleri hayatımızı belirler, budur yurdumun gerçeği.
    En acı olan ise, Gerze'de dostunun, kardeşinin sağlığını, toprağını yeşilini satan "Baki kalmış eşekliğiyle yaşayan Okumşlarımızda var :))
    Saygılarımla...









floating kodu